VİCDANA DANIŞMAK

BAŞKAN TÜRKMEN “MUTTALİ” Mİ?

Geçen haftaki “Fırsatçı Başkan” manşetimiz üzerine Belediye Şefik Türkmen bizi aradı. Başlıktaki benzetmeyi hak etmediğini söyledi. Oylamadaki tablonun da kendisini haklı çıkartan bir tablo olduğunu söyledi.

Yani toplantıda 5 AK Partili ve 6 Anavatan Partili vardı ama oylamada kendi oyuyla birlikte 8 evet, 2 hayır ve 2 de çekimser oy çıkmıştı. Oturuma katılamayan 3 AK Partili ve 1 bağımsız üye evet oyu verse dahi sonuç değişmeyecek, evetler 6’da kalacaktı.

Bu tabloyu zaten biz de haberimize yansıtmıştık. Böyle bir yorum yapmaktan daha doğal bir şey yok zaten. Yani Başkan haklı.

Ama... Evet, işin bir de aması var. Başkan saptamasını oylamanın sonunda yapıyor.

Biz ise “fırsatçı” ibaresini oylama öncesin-deki durum için kullandık. Çünkü kimse kimsenin ne oy vereceğini bilecek durumda değil. Nitekim oylama herkesi şaşırttı.

“Gaybı Allah bilir”ayettir; Allah’ın bazılarını muttali kılabileceği de yine ayettir.

Başkan Türkmen “muttali” kılınmış mıdır, doğrusu ben bilemiyorum.

 

AKILLARA ZARAR BİR NORM KADRO KISSASI

“Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik”, ortaöğretim okullarının öğrenci sayısı 1201 ile 2001’e kadar olanlarına 3, 2001 ve daha fazlasına ise 4 müdür yardımcısı kadrosu verilmesini karara bağlıyor.

Yani öğrenci sayısı arttıkça müdür yardımcısı sayısı artıyor, azaldıkça da azalıyor. İş yoğunluğuna göre getirilen bu uygulama verimlilik açısından ve kaynak israfı olmaması açısından da oldukça güzel.

Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticileri Yönetmeliği’nin 18’inci maddesi de “yöneticilik normuna esas ölçüler çerçevesinde yöneticilik norm kadroları düşen eğitim kurumlarında görevli yöneticilerin yöneticiliklerinin iki öğretim yılı daha devam edeceğini” hükme bağlıyor.

Yani yazımın girişinde belirttiğim yönetmeliğin amir hükümleri uyarınca herhangi bir şekilde okulların mevcut yönetici norm kadro sayısının azalması halinde iki öğretim yılı beklenerek, ikinci yılın sonunda okul yönetici norm kadrolarının yeniden belirlenmesi gerekiyor.

Bu yeni duruma göre mevcut yöneticilerden değerlendirme puanı az olanlar norm kadro fazlası olarak değerlendirilecek; görev yaptıkları okulda branşları itibariyle açık öğretmen norm kadrosu bulunması halinde bu norm kadrolarla ilişkilendirilecek; bunun mümkün olmadığı durumlarda ise okullarında norm kadro fazlası öğretmen olarak bırakılacaklar.

Gayet güzel ve anlaşılabilir bir durum bu. Türkiye’deki yönetmeliklerin açık olmamasına inat bir şekilde açık ve anlaşılır hatta.

Ama anlamayanlar da olabilir diye konuyu biraz daha elle tutulur bir hale getireyim.

Örneğin Akçaabat’ta ikinci bir lise-nin daha açılmasının etkisiyle Akçaabat Lisesi’nin 2001’in üzerinde olan öğrenci sayısı Ekim 2005’te 1500’ün de altına düşüyor. Bu da 4 olan müdür yardımcısı sayısının 3’e düşürülmesi için işletilmesi gereken sürecin başlamasına neden oluyor.

Eğitim Kurumları Yöneticileri Yönetmeliği’ne göre iki öğretim yılı beklenmesi gerekiyor.

Dolayısıyla 2005-2006 ve 2006-2007 Eğitim-Öğretim Yıllarının tamamlanması gerekiyor.

Öyle de oluyor.

İkinci yılın sonunda norm kadrolar yeniden belirleniyor. Akçaabat Lisesi’nin öğrenci sayısı yine 1500 civarında olduğu için 3 olan norm kadroda bir değişiklik yapılmıyor.

Yani norm kadro fazlası olarak belirlenecek müdür yardımcısının Ekim 2007 tarihinde görevinden ayrılması gerekiyor.

İlgili yönetmelik, “Bu sürenin sonunda yapılan norm kadro belirlemelerinde durumlarında herhangi bir değişiklik olmayan eğitim kurumlarında görevli yöneticilerin yöneticilikleri sona erer. Bu şekilde yöneticilik görevi sona erenler, bulundukları eğitim kurumlarında branşlarında norm kadro açığı olması durumunda istemeleri halinde bu eğitim kurumuna, istekleri olmaması ya da açık norm kadro bulunmaması durumunda ise durumlarına uygun ihtiyaç bulunan bir eğitim kurumuna öğretmen olarak atanırlar.” diyor.

Siz şimdi bu yazdıklarımdan Akçaabat Lisesi’nde görev yapan 4 müdür yardımcısından birinin görevinin sona erdiğini ve 3 müdür yardımcısı kaldığını zannediyorsanız fena halde yanılıyorsunuz.

Çünkü Akçaabat Lisesi’nde birinin bu unvanı taşıması mümkün olmasa bile hâlâ 4 müdür yardımcısı var.

Devletin haberi yok zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı’nın İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetim Bilgi Sistemi (İLSİS)’nde de Akçaabat Lisesi’nde 3 müdür yardımcısı görünüyor.

Bir türlü tespit edilemeyen (!), bu durumda da 2007 yılının Ekim ayından itibaren ayda ortalama hak ettiğinden 500 YTL’ye yakın bir miktarda fazla ücret alan ve inatla görevine devam eden bir unvansız yönetici var.

Bu devletin ölüyü diri, diriyi de ölü gösterdiği durumlar çok olmuştur ama ilk kez unvansız birine bir masa ve fazladan maaş verdiğine ilk kez şahit oluyorum.

Devletin vicdanı yoktur, sızlamaz belki ama ben bu durumda olsam istifa eder ve vicdanımı sızlatmazdım. Klasik laftır ama yine yazayım, “tüyü bitmemiş yetimin hakkını” yemezdim. Tabii vicdanı olan biriysem.

Üst düzey bir yönetici olsaydım da yine vicdanım yüzünden buna izin vermezdim.

Vicdan nedir ki, herkeste bulunması şart mıdır da demeyin.

Galiba şimdi de vicdanım sızladığından bu yazıyı yazıyorum.

 

ÇİFTE STANDART

Akçaabat Belediyesi’nin mezarlıklarda gerçekleştirdiği düzenleme çoğu kişinin takdirini topluyor. Doğrusu yapılan yeni düzenlemenin örneği olan “Misafir Mezarlığı” benim de hoşuma gitti. Ölülerimizin huzur içerisinde yattıklarını umduğum o mekân diriler için de huzur vermeye başladı.

Şimdi çalışmalar ana mezarlıkta sürdürülüyor. Hem de hızlı bir şekilde.

Pazar günü bu çalışmalar çerçeve-sinde bazı mezarlar bulundukları yerlerden başka mezarlara nakledildiler.

Kimi ölü yakınlarının izin vermemesine rağmen gerçekleştirildi bu nakiller. Gerekçesi yol genişlemesi.

Dinimiz buna cevaz veriyor. Yol sorunu varsa mezar nakledilebilir diyor Diyanet. Bence de doğru diyor.

Ama nerede o yol. Milli Egemenlik Caddesi olarak isimlendirilen o imar planındaki yol Kasap Sokak’ın ucuna bile gitmeden kesiliyor. Harmancık’tan inen yolla olan bağlantısı bile açık değil. 20 metredir genişliği zanneder-sem ama 10 metre olan yeri bile yok denecek kadar azdır.

Madem bir iş yapıyorsunuz, ölüyü rahatsız edecek yerde diriye niye bir şey yapamıyorsunuz. Neden o caddeyi açamıyorsunuz?

“Şunun şurasında kaç yıl yaşarım ki, ben ölünce taşırsınız 30 yıldır her gün ziyaret ettiğim kocamın mezarını” diyen bir eşin feryadına dayanacak vicdanınız var madem, neden alt kesimdeki mezarları da kaldırıp yolu plandaki genişliğine kavuşturmadınız? Ölüye bile çifte standart uygula-maktan hiç mi utanmadınız?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum