BİR OKURDAN BAŞKAN’A MEKTUP


Akçaabat'ın günlük yaşamı sekteye uğratan eksikliklerini sık sık kaleme alıyoruz. Bunu habercilik anlayışımızın bir gereği olarak yapıyoruz.

Ama biz de insanız ve tabii bizim de eksiğimiz oluyor.

Neticede gördüğümüz ve bildiğimiz kadarını ancak sütunlarımıza aktarabiliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde bir dostumuz, bizi de topa tutarak, bir eleştiri mektubu kaleme almış.

Bizim görmediğimiz bazı şeyleri hem bize, hem de ilçenin yöneticisi konumundaki Başkan'a iletmek istemiş.

Noktasına, virgülüne çok az dokunup, düzenli bir metin haline getirdim yazıyı.

Sizinle de paylaşmak istedim.

Tabii en çok da Başkan'ın dikkatine sunma niyetiyle yapıyorum bunu.

İnşaallah dikkate alır bu eleştirileri.

Okurumuzun mektubu şöyle:

“Ey Akçaabat’ım, sen sadece sahil parkınla, lokantalarınla, folklorunla mı Akçaabat'sın?

Son 10 yılın heba edildi biliyor musun?

Ey Akçaabat’ım, Sivriburun Tesisleri denilip yapılan ama çalıştırılamayan yatarla mı Akçaabat'sın?

Hizmet, Fatih Parkı’na kurulan sinevizyon ekranı değildir.

Hizmet, karayolundaki refüjlere çiçek dikmek değildir.

Acıyorum sana Akçaabat’ım.

Ah Akçaabatlım, kusura bakma ama “ahmak” yerine konulduğunu anlayabildin mi?

Ah Akçaabatım!.. En işlek cadden olan İnönü Caddesi'ndeki rögar çukurlarına seni yöneten belediye başkanın hiç mi düşmüyor?

Yol düzeyinin ne kadar aşağısında bulunduğunu bu ağızların hiç mi görmüyor?

O belediye başkanın mahallelerin yol kenarlarındaki otları imha etmek için Tarım Müdürlüğü'nden ot kurutucu bir ilaç da mı alamıyor?

Elemanı yokmuş, yetişemiyormuş ama 48 elemanını başka kurumlara vermek için isimlerini bildirmeyi iyi biliyor.

Kamulaştırma yapıp restorasyona başladığı Ortamahalle'deki eve ziyaret için gelenleri herhalde helikopter ile taşıyacak. Çünkü mevcut yolla oraya insanları taşımak başkanın yüz karası olacaktır. Araçların amortisörlerinin kırıldığı o yoldan insanların dahi yürümesi çok zor çünkü.

Sayın başkana bütün mahalleleri yürüyerek gezmesini, rögar ağızlarını ve parkelerin durumlarını görmesini, akabinde de Fen İşleri Müdürü'ne acil emir vermesini öneririm. Çünkü hamile kadınları, düşük tehlike-si nedeniyle, araçlara binmek yerine yürümeye mecbur bırakan o yolların acilen onarılması gerekiyor.

Sayın başkanın borcu yokmuş. Elbette ki olmaz. Bir mahalle yoluna yılda bir kere bile bakım yapacak bir elemanı bilge gönderme-yen bir belediyenin niye borcu olsun ki?

Sahilde yapılan düzenlemeleri gösterip övünen başkan, hadi bizden utanmıyor diyelim ama Avrupa Gençlik Olimpik Oyunları için gelip Ortamahalle'yi ziyaret etmek isteyecek olan gençlerden de mi utanmayacak?

Yazık Ortamahalle'nin önemine, yazık o-raya gelen turistlere; fuzulî yere değer veriyorlar oraya.

Kazancıoğullarının merdivenlerinden yukarı bir kere bile çıkmadığına inandığım başkan, parkeleri tarihi diye geçme parkeyle değiştirmiyor ama aynı tarihe sahip olan kilisenin önündekilerde tarihiliğe bakmıyor.

Dobra dobra yapmak istemediğini söylese bari.

Hey gidi Akçaabat’ım... Akşamları mehtabına bakıp daha da hüzünleniyoruz.

Ama kabahat bizde...

Seçen de biz, çatıştırmayan da biz.

En iyi yönetici en fazla 5 yıl görevde tutulmalı diyenler iyi demişler. Başkanda bunu bizzat görme fırsatı bulduk.

Ama o inşaallah iyi bir yöneticilik örneğini gösterir ve bu yazdıklarımı dikkate alır. Çünkü benim gibi birçok kişinin çok hakkı var onda.

Eğer bunları düzeltmeyecekse Ortamahalle'yi de bir turistik mahalle statüsünde görmesin. Yalandan yere de festival yapmasın. Çünkü onlar sadece başarısızlığının kamuflesi olacaktır.”

 

DOSTLARI OLMALI İNSANIN

Bakıoğlu ailesinin ilçemizin Kuruçam Köyü'nde bulunan yardıma muhtaç ailelere 90 kolilik giyecek ve kitap yardımı yaptığına dair haberi gazetemizde okumuşsunuzdur.

Takdir edilecek bir davranış olduğunu yazdık ve “Örnek Aile” olarak nitelendirdik onları.

Üstelik bu örnekliklerini 6 yıldır da sürdürüyorlar.

Üstelik sadece bir şiirden yola çıkarak başlatmışlar bu kampanyayı.

Şiiri merak etmişsinizdir. Ben de merak ettim

Kırıkkale doğumlu bir nükleer fizik doktoru olan Oğuzkan Bölükbaşı tarafından kaleme alınmış.

Etkilenilecek bir şiir gibi geldi bana da, “Dostları Olmalı İnsanın” başlıklı şiir.

Siz de okuyun, bakalım aynı şeyleri hissedecek misiniz?

Dostları olmalı insanın,

Aynen gemilerin limanları gibi

Zaman zaman uğradığın

Yükünü boşalttığın

Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda

 

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni

Geri döneceğin günü bekleme umuduyla

Bazen rüzgâra o açmalı yelkenini

Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla

Halatlarını çömeli

Seni çok ama çok özlemeli

 

Dostları olmalı insanın,

Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen

Düşünmediklerini düşündüren

Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen

Gerektiğinde senin için ateşi yutabilen

Yolunu ısıtan ustan olmalı

Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini

Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde

Üzerindeki tek gömleğini

 

 

BABALIK...

Meşhur bir şarap üreticisinin çeşnicibaşısı (degustatör) vefat edince yeni bir çeşnicibaşı bulmak için ilan verirler.

Kirli görünümlü, saç baş dağınık bir ayyaş ilan için fabrikaya başvurur. Patron bu adamı başından nasıl defedeceğini düşünürken onu sınamaya karar verir. Ona içmesi için bir bardak şarap verirler.

Sarhoş adam bardağı kafasına diker ve sıralamaya başlar:

- Muscatel kırmızı üzüm,  güney yamaçlarda büyümüş, 3 yıllık ve çelik kaplarda olgunlaştırılmış...

Fabrika müdürü şaşkınlıkla “doğru” der ve ikinci bardağı uzatır.

Bizimki yine bardağı kafasına diker, dilini şapırdatır:

- Bu da güneybatı eğimli yamaçlarda yetişmiş cabarnet kırmızı üzümden, 8 yıllık ve meşe varillerde saklanmış...

Müdür daha da büyük bir şaşkınlıkla “doğru” demiş.

Ardından da sekreterine göz kırparak bir şeyler ima etmiş. Patronunun ne dediğini anlayan sekreter doğru tuvalete gider ve beyaz şaraba çok benzeyen bir bardak dolusu idrar ile geri döner.

Bizim sarhoş düşünmeden bardağı kafasına diker:

- Bu bir sarışın, 26 yaşında, üç aylık hamile bir bayan, ve bu işi bana vermezseniz aynı zamanda babasının da adını açıklarım...

* * *

Sözleşme belediyenin elinde...

Koskoca binayı Akçaabat'a katkı için yıllık 31 bin liraya kiraya veren belediye. Bu müştemilatta alt yükleniciye yaptırılacak işlere onayı verecek de. Onay verdiği yerden yıllık 60 bin lira kira alınacağını bilen de yine belediye.

Yani her şey Belediye'de bitiyor.

Tabii cevap verecek olan da yine o.

Sahi, 6 katlı binayı 31 bin liraya kiraya verip, kiracısına bu binanın çok küçük bir bölümünü 60 bin liraya kiralamasıyla bir rant kapısı açan bu işin babası kim?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum