Bu Futbol ile Bu Kadar…
Bu futbolla Sebat Gençlik Spor’un bu maçtan üç puanla ayrılmasını beklemek gerçekçi olmazdı. Sahaya yansıyan oyun, galibiyetten çok puan kaybının habercisiydi. Sezon başından bu yana Sebatspor’un karşılaştığı rakipler arasında belki de en diri, en organize ve ne oynadığını bilen ekip Orduspor 1967’ydi. Bunu görmemek için ya futbolu izlememek ya da görmek istememek gerekir.
Kırmızı-beyazlılar, kendi sahasında bir kez daha sınıfta kaldı. Taraftar desteği, saha avantajı ve kağıt üzerindeki üstünlüğe rağmen yine iki puan hanede kaldı. Orduspor 1967 karşısında ne oyun olarak ne de mental anlamda istediklerini sahaya yansıtabildiler. Özellikle hücum organizasyonlarındaki kısırlık, üretkenlikten uzak görüntü ve son vuruşlardaki ciddi problemler bu puan kaybının en net özetidir.
Geçtiğimiz hafta Bulancakspor deplasmanı sonrası “kötü futbol, iyi sonuç” ifadesini kullanmıştık. Ancak her hafta kötü oynayıp sonuca tutunmayı marifet sanırsanız, bir gün mutlaka duvara toslarsınız. Futbol er ya da geç gerçeği hatırlatır. Bugün yaşanan tam olarak budur.
Daha önce defalarca vurguladığım gibi, yakalanan fırsatları değerlendiremeyen futbolcuların artık suçu dış faktörlerde aramayı bırakıp aynaya bakması gerekiyor. Bu formayı giyen herkes, bu camianın hedeflerini ve beklentilerini bilmek zorundadır. Sahada sorumluluk almayan, mücadeleden kaçan, temposu düşük kalan hiçbir oyuncunun bu takımda yeri tartışılmaz olmamalıdır.
Bugün sahada oynanan futbolun karşılığı galibiyet değil, net bir beraberlikti. Hatta genel oyuna bakıldığında Sebatspor’un bir puana razı olması gerektiğini söylemek bile mümkündür. Bu nedenle hakem, zemin ya da eksik kadro gibi mazeretlerin arkasına sığınmanın kimseye faydası yok.
Eldeki imkânları en iyi şekilde kullanmaya çalışan teknik ekip için devre arası adeta ilaç gibi gelecek. Bu süreçte hem kadro derinliği hem de mental anlamda ciddi bir revizyon şart. Aksi takdirde aynı senaryoları izlemeye devam ederiz.
Evet, tüm bu eleştirilere rağmen Sebat Gençlik Spor hâlâ ligin namağlup takımı. Ancak bu unvan, oynanan futbolu aklamaz. Namağlup olmak bir hedef değil, doğru futbolun yan ürünüdür. Eğer bu takım gerçekten zirveyi hedefliyorsa, artık oyunu da iddiayı da büyütmek zorundadır.