DENİZCİLİK LİSESİ...

İsmail TOPAL

DENİZCİLİK LİSESİ...

Hemşerimiz Suphi Çolak’ı tanıyanlarınız mutlaka vardır. 1954 yılında Akçaabat’ta başlayan yaşamının ekmek mücadelesini vermek için İstanbul’a giden hemşerilerimizden biri.

Halen Selay Gemi İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin sahibi olarak denizcilik sektöründe hizmet veriyor. Tuzla Tershanesi’nde Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da en büyük gemilerini inşa ederek yurt dışına ihraç eden armatörlerimizden biri.

O da doğduğu memleketine kalıcı bir iz bırakmak isteyenlerden. Bunun da yolunun eğitimden geçeceğine inanıyor.

Trabzonlu girişimcilerin kuruluşu için ilk adımı attığı İpekyolu Üniversitesi’nin mütevelli heyetinde olmak ona yetmedi. Kendi ilçesine de bir eğitim kurumu, bir “Denizcilik Lisesi” kazandırmak arzusuyla yanıp tutuşuyor. Bunun için yapılması gereken tek şey ise onun gibi bir hayırsever vatandaşın arsasını bağışlaması. Okulun tüm yapım masraflarını Suphi Çolak karşılayacak.

Bu konu bir süredir gündemde. Ancak henüz bir aşama kaydedilemedi. Mersin, Akçakale, Darıca, Kavaklı, Söğütlü ve Yıldızlı; sahildeki beldelerimiz. Bir de Salacık Köyümüz var.

Böyle bir yatırımın yöresinde olmasını kim is-temez ki. Hadi vatandaş vermedi, belediye başkanları, siz niye duruyorsunuz ki?..

 

"Onursallık"ı Maddiyata Tercih etmek ve "Adam gibi Adam" olmak"

Rahmetli Hacı Hafız Hasan’ın oğlu olarak, 1934 yılında Akçaabat'ta doğdu. Merkez İlkokulu’na 15.09.1941 tarihinde 512 nolu öğrenci olarak babası tarafından kaydettirildi. Hiç sınıfta kalmadığı bu okuldan iyi dereceyle 15 Haziran 1946 tarihinde mezun oldu. Zamanının imkânları elvermediğinden öğrenimine devam edemedi.

İstiklal Caddesi’nde babasının manifaturacı dükkânında 4 yıl çalıştı.

İdealinde yer etmiş olan “İstanbul’-da ticaret yapmak” fikrini hayata geçirmek üzere 1950 yılında 16 yaşında iken ailesinin de izniyle İstanbul’a git-ti. İstanbul’da ticaretle uğraşan amcası Niyazi Bey’in yanında 1 yıl kalarak ticaretle uğraştı.

1951 yılında ailesinin de İstanbul'a naklolması sonucu babası ile Beşiktaş'ta perakende iş yapan bir manifaturacı dükkânı açarak işletmeye başladı. 1955-1957 yılları arasında asker o-larak vatanî görevini Ankara ve İstanbul'da tamamladı; 1965 yılında evlendi. 1966 yılında da İstanbul Sultanhamam’da konfeksiyon imalat ve satışlarına başladı.

Ticaretle uğraşırken, doğduğu yer olan Akçaabat ilçe merkezinde çekilen ortaokul sıkıntısını gidermek ve bir eser bırakabilmek amacıyla 02. 08.1991 tarihinde temeli atılarak 1 yıl içinde bitirilen 3.500.000.000 TL'ye mal olan bodrum katı ile 5 katlı, 24 derslikli, 2 laboratuvarlı, 1 öğretmen odası bulunan, 1 kütüphaneli ve 4 idari odalı, kaloriferli okulu yaptırarak, dönemin Mili Eğitim Bakanı Köksal Toptan'ın da katılımıyla ve görkemli bir törenle 18.09.1992 tarihinde eğitim ve öğretimin hizmetine sundu.

Eğitime sağladığı katkının ardından spora da el atttı. 3. Lig’de oynarken kulüp başkanı olarak devraldığı Akçaabat Sebatspor’u 2002-2003 sezonunda Süper Lig’e çıkarttı ve yönetimden ayrıldı.

Evet, Mevlüt Selami Yardım’dan bahsediyorum... Akçaabat Sebatspor’un ‘Onursal Başkanı’ Mevlüt Selami Yardım’dan.

Nereden mi çıktı şimdi Yardım’ın özgeçmişini yazmak?

Öncelikle herkese örnek olsun niyetiyle yazdım. Akçaabat’taki küçük bir manifaturacı dükkanından 5 şirketlik bir holdingin yöneticiliğine kadar uzanan bir hayat çizgisi bence önemli.

Ancak bunu daha da önemli kılan şey taşınan diğer hasletler olsa gerek.

“Salyangoz çıktığı kabuğa tükürürmüş” deyiminin aksine O, hiçbir zaman yaşam mücadelesine başladığı yeri unutmadı.

Unutmamakla da yetinmedi; kendisi gibi bu basamakları tırmanacak olan gençlere kolaylık sağlayacak birçok yatırıma da imza attı.

Herkesin özlemiyle yanıp tutuştuğu “1. Lig Takımı Kulüp Başkanlığı” unvanı bile cezbetmedi onu. Çünkü O’nun işi Akçaabat Sebatspor’u hak ettiği yere çıkartmaktı, kendisine paye kazandırmak değil. “Onursallık” O’nun için daha cazip geldi.

Okulu yaptırarak görevini tamamladığı vehmine de kapılmadı hiç. Hep okulunun başarısı için çabaladı durdu. Bunu yaparken de hiç ön plana çıkmadı. Hatta çoğu zaman ziyarete geldiği okulda kendisini görüntülememize bile izin vermedi; yanlış anlaşılır diye.

Şimdi de, herkesin beş kuruşun hesabını yaptığı bugün de, boş durmuyor Mevlüt Selami Yardım. Yaptığı okulun zamana direncini artırmak için şimdide bakım ve onarımını üstlenmiş. Okulunu evlatları gibi seven bu “adam gibi” adamı Akçaabat da çok seviyor.

 

16.Müftümüz Baki...

Akçaabat Müftülüğü görevine atanan Yakup Baki, Akçaabat'ın 16'ncı müftüsü olarak görev yapacak.

Osmanlı İmparatorluğu’nda da aynı görevi yapan Mehmet İzzet Ağanoğlu (1923-1927) ile başlayan halkaya daha sonra şu isimler dahil oldu:

Mehmet Bulut (1927-1952)

Sadettin Öztürk (1953)

Sait Ali Ulusoy (1953-1957)

Halit Aydın (1957-1961)

Dursun Korkmaz (1961-1963)

Hasan Meletlioğlu (1963-1967)

Numan Kama (1970-1977)

Abdi Özdemir (1977-1978)

M. Ziya İmamoğlu (1979-1985)

Mahmut Rıdvanoğlu (1985-1990)

Tahsin Uzun (1990-1994)

Musa Uzunkaya (1994-1995)

Ahmet Arslantürk (1996-2004)

Mustafa Aktaş (2004-2008)

Bu isimlerden Hasan Meletlioğlu, Mahmut Rıdvanoğlu, Musa Uzunkaya ve Mustafa Aktaş'ın haricindekilerin tümü Trabzon doğumlu olmalarıyla dikkat çekiyor.

Trabzonlu isimler arasında da Mehmet İzzet Ağanoğlu, Mehmet Bulut, Sadettin Özkurt ve Tahsin Uzun ise doğdukları yerde müftülük yapma onuruna da sahip olan isimler.

Gazetemizin yayıma başladığı 1991 yılından bu güne kadar 4 müftü ile çalıştık. Bu müftülerimizin tümü de “nev-i şahsına münhasır” kişilerdi.

Tahsin Uzun’u, belki de Akçaabatlı olmasından ötürü, çok sevmiştik.

Musa Uzunkaya’yı ise milletvekili olarak uğurlamıştık.

Ahmet Arslantürk’ü, Akçaabat’ta en uzun süre müftülük yapan ikinci isim unvanını aldıktan sonra Erzurum Müftülüğü görevine gönderdik.

Son müftümüz Mustafa Aktaş ise en popüler müftülerimizden biri oldu. Ancak halk nezdindeki yeri ile personeli nezdindeki yeri arasında dağlar kadar fark vardı.

Zikrettiğim dönem içerisinde yeni müftümüz Yakup Baki de hep Trabzon’da idi. Zannedersem bizim yaptığımız değerlendirmeyi o da kendince yapmıştır. Gerekli dersleri çıkarmış, yapacaklarını ve yapmayacaklarını da belirlemiştir.

Düzköy, Maçka ve Arsin’de başarılı bir grafik çizen Baki’ye yeni görevinde de başarılar diliyorum..