KIRIM KONGO

Dr.Hasan ERAYDIN

KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ (KKKA)-     Dr. Hasan ERAYDIN

 

   Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), virüslerin meydana getirdiği, şiddetli seyir gösteren, öldürücü, kenelerle bulaşan bir hastalıktır.

   Hastalık hayvanlarda, insanlara nazaran daha yaygın olarak görülmektedir. Ancak hastalık hayvanlarda bulgu vermeden seyretmekte insanlarda da klinik ve subklinik olarak, sporadik vakalar veya salgınlar şeklinde görülebilmektedir.

  Hastalık ilk defa 1944 yılında Kırım’da görülmüş ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım Kanamalı Ateşi ile aynı olduğunun farkına varılmış ve hastalık bu tarihten itibaren bu günkü bilinen ismiyle anılmaya başlamıştır. Hastalık 2002 yılında ilk kez Tokat ilinde görülmüş olup izleyen yıllarda görülmeye devam etmektedir.

   KKKA, insanlarda ateş ani başlayan baş ağrısı, kırıklık halsizlik ve belirgin iştahsızlıkla başlar; bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi şikayetler buna eşlik eder.  

   Hastalık, Afrika, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’da endemik olarak seyreder. KKKA’nın son yıllarda Kosova, Arnavutluk, İran, Pakistan ve Güney Afrika’da sporadik ve epidemiler şeklinde görüldüğü bildirilmektedir.

   Bir çok evcil ve yabani hayvan virüsle enfekte olmakta ve bu hayvanlarda hastalık hafif seyretmektedir. Bir çok kuş türü virüse karşı dirençli olmasına rağmen virüsün yayılmasında önemli rol oynar. Hayvanlarda hastalık enfekte kenelerin ısırması ile başlamaktadır.

   KKKA’nın bulaşmasında, keneler daha büyük rol oynar ancak 30 yakın kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceği rapor edilmektedir. Keneler, küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder, erginliğe erişen keneler, insan veya hayvanlardan kan emerken virüsleri da bulaştırırlar.

 

 

    Keneler Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş bir coğrafik alana yerleşmişlerdir ve Türkiye, kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle birlikte kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

 

   KKKA’da ;

1.Tarım çalışanları

2.Hayvancılıkla uğraşanlar

3.Çiftlik çalışanları

4.Çobanlar

5.Mezbaha çalışanları

6.Kasaplar

7.Veteriner hekimler

8.Sağlık çalışanları

9.Hasta hayvan ile teması olanlar

10.Askerler

11.Kamp yapanlar

12.Deri fabrikası çalışanları   risk grubunu oluştururlar.

 

   Kene tarafından ısırılma ve virusun alınması arsında geçen süre genellikle 1-3 gündür ancak bu süre 9 güne kadar uzayabilmektedir. Enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu bulaşmalarda bu süre 5-6 gün olup 13 güne kadar uzayabilmektedir.

 

Virüsün İnsanlara Geçişi;

A- İnfekte kenelerin ısırması

B- Virüs bulaşmış hayvanların kesilmesi sırasında   hayvana ait kan ve dokularla temas

C- İnfekte hastalardan

            1-Sekresyonlarla direk temas

            2-İnfekte doku ve kan teması

            3-Laboratuvardan,  olmaktadır

   KKHA mevsimsel özellik gösterir, vektör kenelerin hareketleri sıcak mevsimde artar. Türkiye’de Mayıs-Ekim arasında görülmektedir. Risk altında olan ve virüs izolasyonları yapılan ülkeler harita üzerinde gösterilmiştir.

   Bu hastalıktan korunmak amacıyla, hali hazırda insanlar ve hayvanlar için geliştirilmiş bir aşı yoktur. Bu nedenle hastalıkta korunma tedbirleri büyük önem arz eder.

   Özellikle hastalığın yaygın olarak görüldüğü yerlerde genel kene mücadelesinin etkin bir şekilde yapılması esastır. Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça da zordur. Mera ve mesken keneleri nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar, genel olarak da konakçı ayrımı göstermezler. Bu nedenle öncelikle kenelerin aktif olduğu dönemlerde (Nisan-Ekim) konakçıların uzak tutulması sağlanmalıdır. Böyle yerlere girme zorunluluğu bulunan kişilere ise çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemesi lastik çizme kullanmaları veya pantolon paçalarını çorap içine alarak girmeleri tavsiye edilmektedir. Bu yerlerin piknik amaçlı olarak kullanılmasının yasaklanması da bir tedbir olarak düşünülmelidir. Kenelerin bu yerlerde yoğun olarak bulunduğunun bilinmesi durumunda, canlılara ve çevreye zarar vermeden böcek öldürücü ilaç uygulamalarına baş vurulabilir. Bu amaçla uçak, helikopter, püskürtme cihazı monte edilmiş araç veya sırtta taşınabilen pülverizatörler kullanılmalıdır.   

   Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için, sıvı, losyon, krem, katı yağ veya gaz şeklinde hazırlanan, böcek kovucular kullanılabilir.

   İnsan ve hayvanların kenelerin olduğu yerlerde bulunması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan (bir pensle sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi) alınmalıdır.

Hayvan sahipleri, hayvanlarını, hayvan barınaklarını kenelere karşı uygun ilaçlarla ilaçlamalı, hayvan barınaklarını kenelerin yaşamasına (ahırdaki çatlak ve yarıkların tamir edilmesi ve sık sık kireçle badana yapılması). imkan vermeyecek şekilde düzenlemelidir. Özellikle kırsal kesimde yaşayanlar başta olmak üzere, halkın hastalık hakkında bilgilenmesi ve bilinçlendirilmesi için eğitim ve yayım çalışmalarına ağırlık verilmelidir.

Sağlıklı ve mutlu günlerde görüşmek üzere…