• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • Trabzon : 29 °C

İnkisarlarımız*

03.09.2014 22:00
Oğuzhan SİVRİKAYA / DÜŞlüYORUM

Oğuzhan SİVRİKAYA / DÜŞlüYORUM

Bu şehirde durdukça inkisarlarımız (düş kırıklıklarımız) artıyor. Biz bu şehre aşkla bağlıyken, ismini dahi değiştirip AşK’ÇAABAT yapmışken, detaylar bizi bu şehirde boğuyor. Bu şehrin silüeti ve yamalı yolları bana acı veriyor. Bu yazımda birkaç konuya temas etmek istiyorum.

*

Günden güne büyüyen bir sorun haline geldi sokak köpekleri. Köpekler can dostumuzken, kan dostumuz olmaya kararlı. Gün geçtikçe daha pisleşen ve etrafa pis koku yayan bu sokak köpekleri artık daha saldırgan tutum içindeler. Geçen gün bir arkadaşım bahsetti. “Geç saatte işten dönüyorum.Yeni mahallenin yukarısında oturuyorum. Her gece eve nasıl gideceğim diye düşünüyorum. Grup halinde dolaşan köpekler bana iki kez saldırdı. Polisi aradım. Pazar yerinin orda olduğumu belirttim. Polis arabası gelirken, sokak köpekleri arabanın peşinden havlayarak koştukları için bize yardımcı olamadılar. Ve bir müddet geçtikten sonra yardımcı oldular. Zabıtayı aradık bu konu ile ilgili ancak ilgilenmediler.”

Artık bu soruna çözüm bulunmalı. Geçtiğimiz yıllarda bu sorun birkaç kez daha gündeme gelmişti. Belediye sanırım bütçe yetersizliğinden ve ‘doğal ortamlarında’ yaşaması gerektiğini düş’ünerek pek de soruna çözüm bulamamıştı. Kısırlaştırdıklarını söyleyerek bu konunun üstü örtülmüştü.

Tabiki de   sokak köpekleri özgür yaşamalı. Toplumlar kendinden şansı daha az canlılara nasıl davrandıkları ile değerlendirilir. Biz bu sorunun çözülmesini istiyoruz çünkü geçen yıl okula giden küçük kız çocuğuna havlayarak üzerine koşarken pencereden gördüğümde, küçük kız çocuğunun çığlığı hala kulağımda. Afrasıyab’ın hikayesindeki canavarlara benzetmeye başladı, küçük çocuklar. Bir soruna çözüm gelmesi için illa biri hastanelik mi olmalı? Bu yazı vicdanı rahatlatma değildir. Bu sorun çözülürse duacınız olacağız.

*

Diğer bir konu ise bu şehrin pis kokusu. Geçenlerde arkadaşım Berkant PARLAK bu konuya değindi. “Vurduk-duymadılar” diyerek bu konuyu bir daha ele alacağını söylediği için pek de bu konuyu deşmeyeceğim. Ama şu soruları soramadan da edemeyeceğim. AşK’ÇAABATın en güzel mekanlarından biri sahilde tur atarken, Marina ile Saray Köfte arasındaki çöp koyulan yere - Allah aşkına söyleyiniz – burnunuzun direkleri sızlamıyor mu? Ya da Ak Cami şadırvanının önündeki çöp bırakılan yere pis sulara basmamak için sekmediniz mi? Bu çöp bırakılan yerleri arttırabiliriz. Yağmur yağınca kanalların pis kokusuna denk gelmediniz mi? (Bu koku fazla yağmurun yağınca bir tehlikeyi haber veren sinyal gibi)

*

Detaylarda boğulmak isteyen için bu şehir çok ideal. Güzellikler detaylarda gizlidir. Kavaklıdaki Rahman Camini kesen yeni binalar bu detayları baltalıyor. Kaldırımların kaldıramadığı her ne ise, kaldırımlar bu durumdan şikayetçi. “Kaldırım sorunu, kaldırım işgali” konusuna değinmek bile istemiyorum. Üstgeçitlerin en azından renkli olmasını istiyoruz çünkü gri bir dünya istemiyoruz.

*

Bu şehirde gençlik meclisi olmalı. Gençler proje üretmeli. Birkaç genç arkadaşımın projelerini duyunca heyecan duyuyor, gerçekleşmeyeceğini bilmemek beni derinden üzüyor.

Gençliği hor görüp, bu işi beceremeyeceğini düş’ünüp, onlara fırsat vermeyip, Hz. Fatih’in 21 yaşında İstanbul’u fetih yaptığını söyleyerek gururlananlar bizlerden başkası değil. Biz gençlere fırsat vermeli.

*

Gençlerden fikir projeleri:

-Kavaklı Rahman Caminin önündeki geniş alan güzel bir dinlenme tesisi olabilir. Tır lokantaları, menemenciler kurulup, bu şehrin nefes alan yeni yaşam alanı olabilir.

-Vapur gezintileri olabilir ve bu vapurda ticari amaca dönüştürülebilir.

-Yağmur suları değerlendirilebilir. Bu sular sulamada ve yıkamada kullanılabilir. Bu yağmur suyu projesini her binaya indirgeyip bir motor ve depo ile su israfınında önüne geçebiliriz.

Bu projeleri detaylandırıp ve arttırabiliriz.

*

Biz bu şehri çok seviyoruz. Güzel görmek için elimize taşın altına koymak istiyoruz. Şu an bu satırları yazarken, çayımı yudumluyor, bu şehrin en güzel yeri olan limandan AşK’ÇAABATı izliyorum.  Kışın da bu keyfi yaşamak istiyoruz. Biz bu şehre aşık olan gençler, bu şehre AşK’ÇAABAT ismini verip bu şehir için hayaller kuruyoruz. Düş kırıklıklarımızla (İnkisarlarımızla) uyanıyoruz.

*

Hadi bizi sevin. Bize fırsat verin…

 

*Düş Kırıklıklarımız

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
gözlemci
05 Nisan 2016 Salı 16:07
16:07
Özellikle şu konuya parmak basmak istiyorum. Şehrimize bir Gençlik Meclisi gerekli diye yazmışsınız. Zaten bir Gençlik Meclisi var bu şehirde. Ama önemli olan o meclislere şehrimize katkıda bulunmak için çabalayan gençler gerekli. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi var şuan Trabzonumuzda. Tüm ilçelerden arkadaşlar katılabilir diye biliyorum. Şehrimiz için güzel projeleri olan gençler katılıp şehre bir katkı sağlayabilir diye düşünüyorum. Ama önemli olan o bilinçteki gençleri bulabilmek
Atsina
19 Ocak 2016 Salı 08:43
08:43
Karadeniz'in şirin ve tatlı bir ilçesi olan Aşkçaabat ne yazık ki çekilmez bir yer olma yolunda hızla ilerliyor. İçtimai hayatın depresifliği , insanların kaba davranışı üzerine de bide Oğuzhan Abimin de bahsettiği yönetimsel problemler eklenince , insanın anılarını bu şehirde bırakıp kaçası geliyor.
Daha yaşanılabilir olması en içten temennimiz. Çok geç kalınmadan mazide ki . anılarımızda ki kültür ve sanat şehri olan Akçaabat'ı tekrar yakalamak dileğiyle , he bide Arapsız !!!
parola061
09 Eylül 2014 Salı 16:45
16:45
bu fırsatı ancak koltuğuna yapışanlar ölünce bir ihtimal görebilirsin. bu ülke zaten gençlere fırsat verilmedikçe ancak en iyi bu kadar yönetilir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Akçaabat Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0462 666 0 444 0545 663 0 444 | Faks : 0462 666 0 444 | Haber Yazılımı: CM Bilişim
");