• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • Trabzon : 9 °C

Ferit Öztürk'e Son Görev

22.01.2009 15:54
Ferit Öztürke Son Görev
Dün vefat eden Trabzon'un Akçaabat ilçesine bağlı Akçaköy Belde Belediye Başkanı Ferit Öztürk'ün cenazesi, beldede düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

Dün vefat eden Trabzon'un Akçaabat ilçesine bağlı Akçaköy Belde Belediye Başkanı Ferit Öztürk'ün cenazesi, beldede düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

Öztürk için, Akçaköy Belediyesi hizmet binası önünde cenaze töreni düzenlendi. Törene, Öztürk'ün yakınları, Trabzon Valisi Nuri Okutan, AK Parti Trabzon milletvekilleri Mustafa Cumur ve Asım Aykan, Akçaabat Kaymakamı Erol Özkan, Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Öztürk ile ilgili konuşmaların yapıldığı törenin ardından aynı yerde cenaze namazı kılındı. Öztürk'ün cenazesi, namazın ardından beldedeki aile kabristanına defnedildi.

Trabzon Göğüs Hastalıkları Hastanesinde bir süredir akciğer kanseri teşhisiyle tedavi gören 64 yaşındaki Ferit Öztürk, dün sabah hayatını kaybetmişti. İnşaat mühendisi olan ve Karayollarına bağlı çeşitli birimlerde uzun süre çalışan Öztürk, bir dönem Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü görevini yürütmüştü. AK Parti'den 2004 yılında Akçaköy Belediye Başkanı seçilen Öztürk, 29 Mart 2009'da yapılacak Mahalli İdareler Seçimi'nde yeniden aday olmuştu.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
hasanseyin
29 Ocak 2009 Perşembe 13:40
Büyük İnsan
CÜMLEMİZİN BAŞI SAĞOLSUN……AKÇAKÖY ÜN VE GÖNÜLLERİN BÜYÜK KAYBI…..BU FANİ ALEMDEN BAKİ ALEME YÖNELEN ÖNDERİMİZ,KILAVUZUMUZ,BİLGEMİZ,BÜYÜK İNSAN…YOLLARIN ASLANI...ADAM GİBİ ADAM...GARİPLERİN, MAZLUMLARIN BABASI.... AKÇAKÖY LÜNÜN BABACANI .....BU TANIMLAMALARIN TAMAMININ GÖSTERGESİ GÜZEL İNSAN;;;....YÜRÜDÜĞÜMÜZ YOLDA SEN, İÇTİĞİMİZ SUDA SEN,ALDIĞIMIZ NEFESTE SEN, AKLIMIZDA DA YİNE SEN ....SENİ UNUTMAK YOK, SEN UNUTULMAYACAKSIN.... SEN; GÖNÜLLERİMİZDE, BİZLER VAROLDUKÇA AKÇAKÖY,TRABZON, TÜRKİYE VAROLDUKÇA UNUTMAKİ YAŞAYACAKSIN.........MEKANIN CENNET,KOMŞUN KAİNAT EFENDİMİZ HZ MUHAMMED MUSTAFA(sav)OLSUN...... RUHUN ŞAAD OLSUN SEVGİLİ (CANIMIZ)BAŞKANIMIZ (FERİT ÖZTÜRK) ……..RUHU İÇİN EL(FATİHA)...Selam ve dua ile……HASAN HÜSEYİN İLERİ
Hasan Seyin
28 Ocak 2009 Çarşamba 13:12
Büyük İnsan
Babamız bir gün gerçekten ölür!
________________________________________
Çoğumuz, babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba, “baba” demeye başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarca babamızdan değil, bir alışkanlıktan bahsederiz: Annemize, “babam bugün niçin gecikti?” diye sorarız; kardeşimize, “babam yine su istiyor,” der ve dertleniriz; bazen de,”babama hangi yalanı uydursam,” diye planlar kurarız kafamızda. Baba, her seferinde, bize biraz uzak, biraz yabancı birisidir. Her gün elbiselerini giydirip sokaklara saldığımız o” biraz” yabancının, zamanın karşısında nasıl da eriyip gittiğini fark etmeyiz bile. Oysa ilkin ve hep onun elbiseleri yaşlanır, ilkin ve hep onun saçları ağarır, ilkin ve hep o öksürür. Bir alışkanlığın perde gerisinden baktığımız o yüzde zaman, çizgilerden, girintilerden ve çıkıntılardan yeni bir yüz yapar; bunu da fark etmeyiz. İçimizden az buçuk dikkat kesilenler bilirler ki, baba, gözaltlarındaki torbalarda yorgunluk biriktiren kederli göçmenidir evimizin. Bir an gelir, gözaltlarındaki torbaların bağcığını gözlerinin feriyle bağlayamaz olur artık. O iki bağcık da, hiç ummadığımız bir vakitte, hiç ummadığımız bir yerde çözülüverir. Çözülüverir ve babamız, bizden sakladığı bütün yorgunlukları orta yerde bırakıp, kederli yüzünü terk eder. Biliyor musunuz? Babamız bir gün gerçekten ölür!

Babamız bir gün gerçekten ölür, ama biz, onun ölümünü bile birden değil parça parça kavrarız. Eve geç kaldığımızda duyduğumuz tedirginlik, yerini garip bir boşluğa bırakır mesela;
Annemiz, “babanız duymasın “ demez olur. Ütü masasında eksik bir giysi vardır artık. Sabahları ceketini tuttuğumuz telaş, akşamları kapısını açtığımız yorgunluk bizi terk etmiştir. Yaşarken bir alışkanlığa kurban giden babamızı, öldüğü günden sonra tekrar toplamaya, bir arya getirmeye başlarız. Onun, yırtık bir resim gibi günlerimizin şurasına burasına dağılmış ne çok yüzü varmış meğerse. Haber izleyen, kızan, surat asan bıyık altından gülen baba yüzlerinin hepsi de neredeyse bir tek kavşakta birleşmektedir ama: Evde. Bizim babamız bir ev adamıdır. Aslınca onlarca yıl hâkimi değil, mahkûmu olmuştur yaşadığı evin. Son bir gayretle yaşadığı konağı ve toprakları terk etmeye çalışan Tolstoy’un deliliğine soyunamayacak kadar karısı ve çocukları tarafından teslim alınmış, inceden inceye tutkusuzlaştırılarak vasat bir adama dönüştürülmüş ve hayatının yeknesaklığı içinde bir gün, kefen parasını biriktirmiş olmanın huzuruyla evine veda etmiştir.Artık içimizden hiç kimsenin, bize veda eden babanın yerine baba olamayacağını, vaktin çıkıp çıkmadığını onun sesiyle soramayacağını anladığımızda, çaresizce bir şey yaparız: Kendimizi babamızın hiç ölmediğine, şeceremizin hiç dağılmayacağına inandırmak için, onun en sevdiğimiz fotoğrafını büyüterek, annemizin ya da en büyük kardeşimizin odasındaki duvarın yerine konduruveririz. Konduruveririz ve o resme bakarken ilk kez babamızın yüzüyle yüzleşiriz. Böylelikle ilk kez, babamızın gözlerinde bir göç öncesinin alınganlığını görürüz; saçlarının fazlasıyla beyazlaşmış olduğunu görürüz. Görürüz ki, onun alnı yaşadığımız coğrafyanın kaderiyle aynıdır. Sanki hiç mola verilmemiş bir savaşın cephe yerine benzeyen bu alın aslında bizzat hayatın alnıdır. Onu yeniden aramıza çağırmakla, yüzünü her gün görebileceğimiz bir yerde ağırlamakla, bir süreliğine de olsa, ölü babamızla ilk kez içtenlikle baba-evlat haline geliriz. Konuk ettiğimiz insanlara anlatırız onu, kim olduğunu soran çocuklara; öyle ki, onun kim olduğunu sormayanlara içlendiğimiz bile olur. Duvarda, bazı yanlarını yeni yeni hatırladığımız, çerçeve içinde bir babamız vardır artık.
Ama gün gelir, mevsimler duvardaki fotoğrafı da soldurmaya başlar. Babamızın gözaltlarını tutan o incelmiş bağcıklar, bir kere daha unutkanlığımız tarafından kopmaya terk edilir. Aramıza heyecanla çağırdığımız sevgili ölümüzün yüzü, mahkûm olduğu çerçevenin içinde tekrar bir gölgeye, bir alışkanlığa dönüşür. Bir evden bir eve taşınırken, eşyalarımızın arasında can çekişir durur; yeni evimize uygun olup olmadığını düşündürecek kadar uzaklaşır aramızdan. Nihayet, yeni evlerimiz, bu yakışıksız yabancının resmini duvarları için uygunsuz bulmaya başlar. Yeni evlerimizin duvarları, su kenarlarını, tarlaları, yorgun işçi tulumlarını, bir memurun çantasını, bir askerin kaputunu, bir kasketin alınlığını ve bütün o eski alışkanlıkları kabul etmez olur artık. Bir gün, biz yine fark etmeden, duvardaki yerinden de devrilir babamız; ikinci kez ölür!..
Hasan Seyin
27 Ocak 2009 Salı 14:06
Büyük İnsan
YOLLARIN ASLANI...ADAM GİBİ ADAM...GARİPLERİN, MAZLUMLARIN BABASI.... AKÇAKÖY LÜNÜN BABACANI .....BU TANIMLAMALARIN TAMAMININ GÖSTERGESİ GÜZEL İNSAN;;;....YÜRÜDÜĞÜMÜZ YOLDA SEN, İÇTİĞİMİZ SUDA SEN,ALDIĞIMIZ NEFESTE SEN, AKLIMIZDA DA SEN ....SENİ UNUTMAK YOK SEN UNUTULMAYACAKSIN.... SEN; GÖNÜLLERİMİZDE, BİZLER VAROLDUKÇA AKÇAKÖY,TRABZON VAROLDUKÇA UNUTMAKİ YAŞAYACAKSIN.........MEKANIN CENNET,KOMŞUN KAİNAT EFENDİMİZ HZ MUHAMMED MUSTAFA(sav)OLSUN......RUHU İÇİN EL(FATİHA)...
hakan şahin, veysel şan.ın torunu
24 Ocak 2009 Cumartesi 14:23
güzel insan
ben köyün eski ailesinden ŞANLARDAN VEYSEL ŞANIN TORUNUYUM HAKAN ŞAHİN güzel insan mekanın CENNETolsun
Zafer AKKOL-Akçaköy Lise Müdürü
23 Ocak 2009 Cuma 10:33
Eserlerinle Amel Defterin Açık Kalacak
Elli yıla aşkın belde belediyesi olan Akçaköy Belediyesi senin döneminde belediye binasına ,belediye otobüslerine,kato-kepçe-çöp arabaları ,su ve fen işleri birimleri,yollar ve çeşmelerle köprü istinat duvarları ve okullara verdiğiniz büyük destekle eğitim imkanlarına kavuştuğu için amel defteriniz hiç bir zaman kapanmayacak ve bu esrlerinizden yararlanan her ferdin samimi dualarına mazhar olacaksınız.Ne mutlu size.Ruhun şad kabrin pürnur olsun.
Diğer Haberler
  • Akçaköyde Acı Ölüm12 Ekim 2009 Pazartesi 23:51
  • Sera Vadisi Suya kavuşuyor02 Haziran 2009 Salı 11:28
  • Ferit Öztürke Son Görev22 Ocak 2009 Perşembe 15:54
  • Öztürk Hayatını Kaybetti21 Ocak 2009 Çarşamba 10:41
  • Derneklerden Okul Ziyareti26 Aralık 2008 Cuma 23:43
  • Akçaköyde Üçüncü, Aday24 Aralık 2008 Çarşamba 14:17
  • Okul Yolunda Öldü23 Eylül 2008 Salı 14:26
  • Akçaköye Yakıştı21 Mayıs 2008 Çarşamba 21:01
  • DUYDEKi Kurdular27 Mart 2008 Perşembe 14:03
  • Akçaköylüler Buluştu26 Mart 2008 Çarşamba 20:04
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Akçaabat Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 666 0 444 0545 663 0 444 | Faks : 0462 666 0 444 | Haber Yazılımı: CM Bilişim
    ");