• BIST 108.615
  • Altın 144,411
  • Dolar 3,4977
  • Euro 4,1231
  • Trabzon : 28 °C

Akçaabat’ta Gelenekler Yaşatılılıyor

14.01.2011 10:13
Akçaabat’ta Gelenekler Yaşatılılıyor
Bugün kalandarın birinci günü, yani Rumi Takvime göre yılbaşı.

Miladi Takvime göre Ocak ayının 14’üncü gününe tekabül eder. Dün gece Akçaabat köylerinde, gencinden orta yaşlısına kadar herkes elinde torbalarla kapı kapı dolaşıp mısır, elma, portakal, fındık, ceviz topladı.

 

Ayşe Yıldırım(80)’a eski kalandarları sorduğumda bana biraz özlem dolu, birazda hevesli şekilde şunları anlattı:

“Sabaha iki saat kala kalkardık, çeşmeye giderdik o zaman evlerde su yoktu. Akşamdan pişirdiğimiz mısırları gidip çeşmede suyun içine bırakırdık. Bu seneki mısırlar çabuk olsun diye. Eskiden tahtadan kufalar vardı onlarla su taşırdık. Kufalarımızı çeşmeden doldurur eve gelirdik. Kufaları yere koymazdık yerden yüksek bir yere yere koyardık. Sabah olunca o sudan, inekler bol süt versin diye yemlerine dökerdik. Sonrada ineklerin üstüne atardık. Kalandar gecesinden sonra 2-3 gün eve kimseyi almazdık kalandarı bozarda bereket kaçar diye.”

kalandar5.jpg
Ayşe Yıldırım Geçmiş Yıllardaki Kalandar Geleneğini Anlattı.

 

Bu gece ile ilgili Acısu köyü web sitesinden "rabia" rumuzlu üyenin yazısını yayınlıyoruz.

 

Yaşlanıyor muyum ne, sık sık kaybolup giden adetlere takılıyorum ben... İşte onlardan biri KALANDAR...

Yanlış hatırlamıyorsam Ocak ayının 13'üne tekabül eden eski yılbaşı... Babam, 1 Ocak tarihini noel kabul edip, kutlamamıza izin vermezdi; gerçi biz gene de onları yatırır, kendi çapımızda eğlenirdik... Yani, çok da dert etmezdik yılbaşında babamın muhalefetini, çünkü Kalandarımız vardı önümüzde...

Babam fileyi doldurur gelirdi kalandar akşamı... Elmadan, portakala, cevizden keçiboynuzuna (nedenini bilemem ama Kalandarın olmazsa olmazıydı bu keçiboynuzu)...

Kılık kıyafet tebdil edilir, elde iki torba, birine uzuuun bir ip bağlı, dillerde maniler, türküler yollara dökülürdük tüm çocuklar... Bildik kapılara giderdik önce... Torbamızı kapı koluna iliştirir, kapıyı çalar, kaçıp saklanırdık.

"Kalandarıızz, kalkandarrıııızzz, ne verirsen alırızzz" nidalarına, "Gece geldik kapınıza / Selam verdik hepinize / Selamımı almazsanız / Kazma sapı ......nüze" manileri eşlik ederdi.

Tanınmamak için boyadığımız suratlarımızla, giydiğimiz paçavralarla ne eğlenirdik, ne eğlenirdik...

Annem, günler öncesinden koca tenceremizle kuru koçan mısırları vururdu kuzine sobanın üzerine... Kalandar gecesine ayarlardı adeta pişmesini... Yiyebildiğimizi yerdik, kalanlardan ertesi gün gogiya çorbasını pişirirdi. Nenem, GODOŞ sarmalarından sarardı o geceye özel; ne de güzel sarardı... Kimse onun gibi saramazdı godoşları...

Hangi evden ne alınacağını da öğrenirdik bir şekilde. Boş döneceğimiz kapılara da uğramazdık pek.

Tabii Kalandarın olmazsa olmaz şakaları... Torbalara konan odunlar mı ararsınız, kediler mi, küller mi?

Benim unutamadığımsa... Çocukluğumun en hazin anısıdır aslında. Bunu yaşatansa, ölüp gitmiş, rahmet bekleyen bir fani... Vallahi ben affetsem, rahmet dilesem içimdeki çocuk onu affetmez...

Şİmdiki gibi her taraf poşet dolu değil neyse ki... Zar zor edinilen naylon çantalarla veya annelerimizin diktiği kara astar torbalarla çıkardık Kalandara. Çift torba tabii... O kalandarda ikinci torbamız yok... Mecburen bir evden aldıklarımızı aktaramıyoruz başka torbaya... Dolu torbayı bağlıyoruz diğer kapılara. Çok dolaşmışız, enva-i çeşit yiyecek devşirmişiz... "Durun, şu kapıya da..." derken, bağladığımız torba boşaltılıp, bırakılıyor kapıya. Şaka yaptılar, verirler şimdi diye dakikalarca bekledik o kapıda. Zillerini çaldık durduk geç saatlere kadar ama hiiiççç rahatsız dahi olmadılar. Elimiz hamur, karnımız aç döndük eve. Boynumuz bükük... Ağladık da çaresiz...

Ben, her kalandar bekliyorum çocukları... Gelsinler, kapımızı çalsınlar... Benim çocuklarım Kalandarsız yerlerde yaşadılar çocukluklarını, benden dinlediler Kalandarı sadece. Belki yaşadıklarıma tanıklık etsinler diye döndük memlekete; heyattt... Ne Kalandar kalmış da ne bişe...

Ne dersiniz, yaşıma başıma bakmadan, çocukları toplasam, hep birlikte, "Gece gelsek kapınıza / Selam versek hepinize" ne dersiniz?

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Düzköyde hafriyat kamyonu devrildi17 Ağustos 2017 Perşembe 16:40
  • Bu yola kim çare olacak?17 Ağustos 2017 Perşembe 16:21
  • Çalışmalar Devam Ediyor.17 Ağustos 2017 Perşembe 16:06
  • ŞİNİK OSB'YE ÇIKARMA17 Ağustos 2017 Perşembe 15:52
  • Fındık alım fiyatları açıklandı!17 Ağustos 2017 Perşembe 13:05
  • Eyüpoğlu'ndan Hayvancılara Ziyaret16 Ağustos 2017 Çarşamba 11:36
  • Başkan Sözünü Tuttu16 Ağustos 2017 Çarşamba 10:41
  • Yıkım Başladı16 Ağustos 2017 Çarşamba 10:08
  • Bugün Vefat Edenler16 Ağustos 2017 Çarşamba 09:56
  • Akçaabat’ın çilesi bitmiyor15 Ağustos 2017 Salı 11:35
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Akçaabat Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0462 666 0 444 0545 663 0 444 | Faks : 0462 666 0 444 | Haber Yazılımı: CM Bilişim
    ");